*Neyin olmadığını
bilemezsin;imkansızdır bu... Ne de
söyleyebilirsin;düşünülebilen ile var olabilen aynı
şeydir.Söylenebilen ile düşünülenin var olması gerekir;var
olması mümkündür,çünkü "yok" olan ise,var olmaz.
* Benim olan,bana ait gibi görünüyor;halbuki ben daima benim
olana aidim.
*Sıkıntı,insan varlığının ayırt edici bir ruh hali olarak
görünür Sıkıntı,mahiyeti icabı "subjektif-enfusidir" ve bu
sebeple korku ile bir tutulmamalıdır.
* Öğren,düşün,derinleş...
*İfade, birinci derecedir; kavram,ikinci
derecedir.Birinci,ikinci olmadan var olabilir;fakat
ikincisi,birinci olmadan var olamaz.Nesirsiz şiir olur,fakat
şiirsiz bir nesir olamaz.
* İnsanoğlu düşünmek ve sevmek için yaratılmıştır.
*Eskiden toplum bilimi düşüncesi ile insan hürriyeti
arasında mutlak bir çelişki olduğu kabul edilmekteydi;bilim
kavramı o zamanlar,kesin bir "determinizm-muayyeniyetçilik"
e dayandırılmıştı..
Arşiv
Spot ve İkinci El Eşya Alım Satım
Denge tam "sağlık" tır.M.Taine'in mutlu bir tesadüf dediği şey;ama fizik kuralarınca gerçekleşmeyen,yalnız sanat eserlerinde gerçekleşen şeydir.Sanat eseri zaman dışında bir denge halidir;yapma bir sağlıktır.
İnsan,hassasiyetini teşkil eden ve ihtiyaçlardan hareket eder.Bir şeyin mesela bir gıdanın besleyici değeri,bizim kendi ihtiyaçlarımıza cevap veren keyfiyettir;hassasiyetimiz,kendi dışında hiç bir mevcudiyeti olmayan bir takım değeri bize ifşa eden bir plağa benzer.
Bir yazar,aynı kelimelerle,aynı söz biçimleriyle,ancak bunları başka şekilde kullanarak ve kendi ruhunun da güçlü yankısını katarak eserlerinde dile yeni bir karakter verebilir...
Şair olmak amacıyla kişinin kendi dehasını benimsemesi,sanatçı olabilmek içinde dehadan şüphe etmesi gerekir.Gerçekten kudretli bir bir insan birinin diğerini artırdığı insandır.
Üstün insan,eli ayağı bağlandığı zaman kendisini daha hür ve kuvvetli hisseder;zira onun hürriyeti,maddesinin değil,ruhunun istiklalidir.
Asıl bilgi,dünyayı değil insanı bilmektir.
Açıklanamaz olayların da bulunabileceği kabul edilmezse;dilin tabiatı anlaşılmaz;dil araştırmalarının bu hürriyet olayını tanımaları gerekir.Ama aynı özenle sınırlar da göz önüne alınmalıdır.
En küçüğünden en büyüğüne,en iptidaisinden en gelişmişine,en geçicisinden en devamlısına kadar bütün sosyal grupların içerisinde "idare edenler "ve "idare edilenler" arasında esaslı bir ayrım doğar.
Teferruat sizi yakalar,avucunun içine alır,sıkar.Sizinle uğraştıkça siz de ondan sıkılırsınız.Sonra bu iş yavaş yavaş ahenk kazanır ve ayrıntılar görüş açısının oluşmasında vazgeçilmez unsur olur.
Şuur dışını,şuura çıkartmak,insanın alem çapında bir varlık oluşunu düşünce olmaktan çıkaracak,canlı bir yaşayış durumuna getirecektir;insaniliği bir yaşayış olarak gerçekleştirmek demek olacaktır.
Sanatkar,gördüğü şeyleri saran bütün atmosferi araştırır ve oradaki esas noktaları tabiatın temin edemediği devamlı şekiller halinde çevirmeye çalışır.Şair, yani meçhulün aşıkı..
Amiyane ifadeler her yerde aynı alanlara aittir ve esas itibarıyla aynı görüşlerden faydalanırlar.Buna karşılık insanların en sevdikleri tasavvurlar,milletlere ve çağlara göre değişir;bu yüzden de,bu kaynaktan çıkan yeni isimler,kültür tarihi bakımından oldukça büyük önem taşırlar
Düşünce silsilesinde sadece bir fikir modelinin söz konusu olduğu ve bunun gerçek hadiselerin anlaşılmasında kullanılabilirliğini daha ispat etmesi gerektiği hatırdan çıkarılmamalıdır.Doğruluk,insanlara borçlu olduğumuz şeyi ödemektir
Güzellik ve hakikat,bir manada özdeştirler...Güzel,özellikle kendi içinde hakikat olmak zorundadır;ama hakikate ve güzel daha yakından bakıldığında onların aynı zamanda farklı olduklarını görürüz.
Şuurluluk,sonsuzluğun varlığının en yakın misalidir.Öte yandan tabiattaki şeyler,kendileri için asla hür bir varlığa ulaşamaz.Onlar başkaları için varlık olarak kalır.
Kişi sadece başka bir kişi vasıtasıyla kendisi olabilir.
Dilde insanın düşünce gücü,sürekli bir etkinlik içinde ortaya çıkar;ferdin kendisini çevreleyen kitle ile bağlılıkları vardır ve bunun sonucu olarak her düşünce tesiri çevresinin de düşünce tesiri içine girer.
İnsan gençliğinde dünyayı fethetmek hülyaları ile başlar,ama minnacık bir başarı kazanınca da dünyalar onun olmuş kadar sevinir.
Unutkanlığın derinliklerine neler,ne kudretli ve ölmez muzafferiyetler gömülebiliyor.
Birde aşıkların,şairlerin,azizlerin dünyası vardır ve bunu bilmemezlikten gelmemiz imkansızdır; fakat bu uhrevi dünya,fizik dünyasından tamamen farklıdır ama,ondan ayrılmaz.Realitenin kıyısız okyanusunda insan sadece aradığını bulur.
Gerçekle sembolün karıştırılması,bizi her insana aynı imtiyazları vermeye sürüklüyor.İnsanlar felsefi bakımdan eşit sayılabilirler ama,ilmi bakımdan değildirler.İşte bunu anlamak...
Bizi hiç tanımadan hakkımızda kötü düşünenler,bize haksızlık etmiş sayılmazlar.Bize değil kafalarındaki hayaletlere saldırıyorlar çünkü...
Akıllı insan,düşündüğü her şeyi söylemez;fakat her söylediğini düşünür.
Kafamızda bize sözler yardımıyla öğretilmiş bulunan,ama onu bize ulaştırmış olan sözcüklerin bir tekini bile hatırlayamadığımız bir düşünce vardır.
Bir tek kelime,bazen bir ömre sahip şamil bir tesir icra eder.
Ferdin hayatı bize bir hadiseler dizisi içinde düzenlenmiş görünür.Bu diziden hatırladığımız hadiseler,"daha önce" ve "daha sonra" ölçüsüne göre sıralanmış gibidir.Bu sebeble fert için bir "ben" zamanı ve ya enfusi zaman vardır.Bu zaman kendi içinde ölçülmez.
Üretim ilişkilerinden konuşulan dile kadar karmaşık bir yığın kurallar bütünü olan toplumu inceleyen sosyoloji,aynı karmaşıklığı yansımış olarak kendinde taşıyan bir ilimdir.
Dahice de olsa bir taklit,realitenin yerini tutamaz
Müzikte,gök gürültüsünü taklit etmek sanat değildir.Fakat bende gök gürültüsünü dinlerken duyduğum duyguyu uyandırmayı amaçlayan müzisyen çok yüksek bir değer kazanır.
Bir yazarın şahsiyetini anlarsanız,o yazarın yazdıklarını da anlarsınız



















