*Bir evladın gençliği bir
inkılap zamanına tesadüf ederse,onun babasına hiç
benzemeyeceği muhakkaktır.
*Alın yazımızdan kurtulmak için harcadığımız bütün
çabalar,bizi ona biraz daha boyun eğdirmekten başka bir şeye
yaramaz.
*Her düşünce,bir ifade biçimi bulmaya,bir ifade biçimi içine
kendini sokmaya çalışır;inceden inceye bölümlere ayırmaya
çalışır kendini.
* Allah'ın varlığını ispata çalışmak O'nun var olmadığı
iddia etmek kadar boştur.Çünkü bütün ispat ve uğraş, O'nu ne
yaratacak ve nede yok edecektir...
* İşlenecek günahın büyüklüğü, kalpteki gizli kötülük
duygusuna bağlıdır.
Arşiv
Spot ve İkinci El Eşya Alım Satım
Estetik, güzelin geniş imparatorluğuna sahiptir.
Seven bir insan şiirden yana öyle zengindir ki,sevgilisinde gördüğünü sandığı ve aslında kendi ruhunda bulunan her şeyin kana kana tadına varmak için yalnız kalıp içine kapanmak ister.
Düşünce ve akıl,iktidara meydan okuyabilir...Düşünce ve akıl yok etmek veya baskı altında tutmak,öyle anlaşılıyor ki mümkün değil.Şüphesiz,düşünen kişi öldürülebilir;ama asla ve asla düşünceleri yok edilip öldürülemez.
Kelimelerin gücü anlaşılmadan insanlığın gücüde anlaşılmaz.
Realite demek,mekan ve zamanda yer alma,şimdi ve burada olma;varlığın duyu idrakleri ile kavranan bir yanı,tesadüfe bağlı olan nasıllığı demektir.İnsan olmak demek,bu çeşitten olan realiteye kuvvetle "hayır" diyebilmektir.Ruhun,kendisini duyu verilerinden çevirmesi ve kendi içine dönmesi..
İçi arınmamışsa neler bekler insanı;kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna! tutkuları içinde ne kemirici kaygılar, ne korkular içinde kıvranır insan! ne çöküntüler yapar bizde gurur, şehvet, öfke gevşeklik ve tembellik.
Mahzunluk belki de insanın elde edebileceği son mutluluktur.
Goethe: "ne kadar büyük olursa olsun hiçbir cinayet yoktur ki, bazı günler onu işleyecek kudrette olduğumu hissetmiş olmayayım." diyor.En büyük zekalar en büyük cinayetleri işlemeye kadirdirler.Çoğu zaman bunu yapmıyorlarsa,makul olmalarından aşktan ötürüdür;çünkü böyle bir hareket onların son sınırı olur.
Şiir bir tanıma yolu olmaktan çok,bir yaşama,hem de bütünüyle bir yaşama yoludur.Mağara çağlarında yaşayan insanda da şiir vardı,atom çağında yaşayanda da bu var olacak.
Bizi layıkıyla bilip tanımış olmadan hakkımızda kötü düşünenler, nefsimize haksızlık etmiş olmazlar;onların kıyasıya hücum edip devirmek istedikleri şey biz değiliz; belki düşünce alemlerinde hayal ettikleri ham hayallerdir.
Konuşma sırasında normal olarak hiç fark etmediğimiz,üzerinde durmadığımız halde,doğru ve yerinde kelimelerin kullanılmasının hiçte tabii olmadığını,aksine bu işin etkili bir şekilde yönetilmesinin gerektiğini,günlük hayatta son derece sık karşılanılan hatada,kelimelerin karıştırılmasında bir kelime yerine yanlışlıkla başkasını kullanma durumunda görürüz.
Katı kürelerin mekanda belirli bir durumları vardır;elektronların böyle bir durumu olamadığı anlaşılıyor.Katı küre çok kesin ölçüde bir yer tutar.Bir elektronun ise ne kadar yer tutacağını tartışmak belki de bir korkunun,endişenin veya kararsızlığın ne kadar yer tutacağını tartışmak kadar manasızdır.
Şiiri tutan ve sevenleri de bırakalım;düz sözle konuşup anlatsınlar bize ki,şiir hoş olmakla kalmaz,devletin işine ve insanların hayatına yarar;can kulağıyla dinleriz onları.Şiirin hem hoş ve hem de yararlı yararlı olduğunu gösterirlerse,bir kazanç olur bizim ve topyekun insanlık için.
Madem ki vakitsiz bir ölüm seni,ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü,yeryüzünde varlığımın yarısından,en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne mana var ? O gün ikimiz birden öldük...
Bir kişiye tesir edebilmek,ona kendi ruhunu vermek demektir.
Devlet,iktidarın müesseseleştiği yerde kendisini gösterebilmektedir müesseseleşme de,iktidarın,onu kullanan organlara değil,sürekli karaktere sahip bir müesseseye,yani devlete aidiyeti ile gerçekleşmede,buda bir ana teşkilat olarak kendisini tezahür ettiren tanzimi nitelikteki bir tasarrufla sağlanmaktadır.
Tarihte,iktidarın her zaman güzel sanatların yardımını istediklerini görüyoruz.Neden ? Bunun cevabı güç.İktidarın bulunduğu her yerde iktidar ve güzel sanatlar arasında bir ittifak kurulmak istendiği görülür.Ancak,sanatkarlar,şairler, sezgileri ile hareket ettiklerinden,kendilerine kolay kolay emredilemez.
Bir duygunun her etkisini ve özünü,içte,karanlıkta,söylenemeyende,şuur altında,akılla erişilmez olanda olgunlaşmaya bırakmalı,büyük bir alçakgönüllülükle hiç ses çıkarmadan bekleyerek yeni bir aydınlığın yere ineceği anı beklemeli.İşte ancak buna sanat hayatı denir.
Pek çok ızdırap çekmemiş ve pek çok ızdırap çekmeye elverişli olmayan hangi insan,kendisinden ve dünyadan fazlasıyla haz alabilir? Daima aynı zaruret,daima aynı kanun: İktidarın kökü birdir.
Modern psikolojinin en büyük keşiflerinden biri şudur: Bir insanın mutlu olabilmesi için hayatın bazı zevklerinden vazgeçmesini bilmesi öğrenmesi gerekir.
İnsanın gelişmesinin imkanlarını ve bu gelişmeyi belirleyen ölçüleri daha iyi bilmek,yeni bir üslubun temeli olabilir;bu üslup da bu manada sanatın gelişmesinde daha yüksek bir merhaleyi gösterir.Diğer başka alanlarda da olduğu gibi,edebiyatta da halihazırdaki dönemi eleştirel açıdan anlamak,geçmişi anlayabilmenin anahtarı olabilir.
Şüphesiz,bir adamın aile ve cemiyet hayatının ötesinde,çevresinin,mesleğinin,fikirlerinin kendisine zorla yaptırdığı hareketlerin ilerisinde,daha gizli bir hayatı vardır.Ve çokluk,bize her şeyi teslim edecek olan anahtar,bütün gözlerden saklı olan bu çamurun dibinde bulunmaktadır.
Öğrenme hadisesinde,şuur hallerini bağlamasını bilerek,gerçekleştirerek,onlardan faydalanma yoluna gideriz.Şuur halleri arasında bağlantıları kurabilme yeteneğine,anlama yeteneği denir.Onları muhafaza etme ve ihtiyaç anında harekete geçirebilme yeteneği ise hafızadır.
Odysseus'un dertlerini inceleyip kendi dertlerini bilmeyen dil bilginleriyle,çalgılarını akort etmesini bilip de yaşayışlarını akort etmesini bilmeyen müzikçilerle,adaletten söz etmeyi öğrenip adaleti uygulamayanlarla alay edermiş kral Dionysius
Psikolojik olarak şahadet,başkası ile münasebeti teşkil etmekte ve sosyolojik olarak da başkalarının nazarında kendi varlığımızın,hat ve hareketlerimizin intibakında kendini müşahhas olarak ortaya koymaktır.Kişi hayvandan daha aşağı yada üstün olabilir fakat asla hayvan olamaz.
Mevlana Hazretleri buyuruyor ki,Allah şiir için kafiye aramaktan başka bir dert vermedi bana.Nihayet ondanda kurtardı beni.Şu şiiri alda eski bir şiir gibi yut gitsin.Manalar zaten harfe ve esintiye sığmıyor;anlatmak istiyorum ama,onlar bu dilekten çok üstündür.
Bir şeyin diğer bir şeyden ayrı ve farklı olduğundan kesince emin olmak için,o şeylerden birini diğeri olmaksızın açık ve seçik olarak kavrayabilmek kafidir.Kişilerin çoğu zaman icat etmekten hoşlandıkları mevhum itirazlar olmasa çoğu güzellikler kolaylıkla meydana gelmiş olur
Okuduğunu tahlil etmeyen,daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan,her an kendi kafasını kullanmayan,zekasını mahveder.Okumak,sayfanın bütününü,cümleleri,kelimeleri anlamaktır.Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada.Çabuk okuyan,dikkatini teksif edemez.
Önceleri aşk denilen şey,feragatten,kendine kıymadan,yiğitlik ve vicdan azabından örülmüş,ince nesillerin eseri,çapraşık bir duygu idi.Din ve dinden gelen ahlak ona destek oluyordu. Dini faziletlerin sesleri olmasaydı,göklerle dolu olan bu güzel su birikmeyecekti.
Kötü Duygular,iç yüzü gizlenmiş duygulardır.Güç olmakla beraber Bunlardan belki bir tanesinin bile sahte olmayanı bulunmadığını keşfederiz.



















